About
İzmir’de ilkokulda bir Tülay Türedi hocam vardı. Matematiği ve analitik düşünmeyi öyle güzel aşılamış olsa ki, işim gücüm hep sayılarla oldu. Tarih, Din ya da Biyoloji dersinden şöyle gönül rahatlığıyla 5 üzerinden 2 almışlığım yoktur. Zaten “hafıza” ile ilgili sorunumu da yakın çevrem bilir. Beynimin zibilyonda bir yüzdesini öyle birşeyi aklımda tutmak için harcamam.. Yazık hücrelere, gereksiz 1 ve 0 üretmesin..
Eğitim öğrenim hayatımın devamında da lisede Doğuş Fen Lisesi’nde geçirdiğim yıllar eğitim yıllarımın en can alıcı zamanıydı. Çünkü ilk profesyonel mizah websitemi açmış, Pcnet‘te Piri Reis’te çıkartmış, günde sağlam sayfa görüntülemeleri alıyordum. Ama ondan önce belki de Türkiye’nin ilk blogger’larındandım belki de, tolgish.8m.com u açmıştım 1999 civarlarında. Danseden bebek gif’im bile vardı. Tabii o zamanlar 14.4K modem vardı ama site gelirdi biraz sürse de.. Sonrasında tabii lisede bir ÖSS derdi vardı ama henüz benim öğrenim takvimimde yeri yoktu.. O yüzdendir ki, pek fazla ön hazırlık yapmamıştım. Bunun sonucunda da Bilgi Üniversitesi‘nde de Bilgisayar Bilimleri okudum. Okudum ama okurken Mantık, Medya, İşletme, Humanity (Türkçesi ne bunun ya!) ve hatta Kriminoloji dersleri aldım. Kısaca her ne kadar bilgisayar delisi olsam, matematiği sevsem de işin sosyolojik kısmıyla da ilgilendim. Hatta biraz abartıp o iş ve okul yoğunluğunun üstüne tiyatro ekledim. 2 sene de yarı-profesyonel tiyatro yaparak algılarımı açtım. (Tabii üniversite 1′de kampüsün en büyük içkili trance -fg radyodan dj arkadaşım geldi kabinin başına- organizasyonunu da yapan 3 kişilik ekipten biriydim)
Buna bir de yaptığım bir yığın “freelance” işin deneyimi ve üniversitede iken GFC menkul kıymetlerde part-time olarak “Online İşlem” sayfasının arayüzünü yapmam da eklenince iyi bir birikim elde ettim ve üniversitenin son 1 ayının içindeyken C-Section‘da çalışmaya başladım. Yaklaşık 1.5 senelik yoğun tempo ile de çalıştığımda arkama dönüp baktığımda çok fazla deneyim elde ettiğimi gördüm ama o yoğun tempo nedeni ile kişisel markalaşma anlamında pek fazla ilerleme kaydedememiş olmanın da verdiği rahatsızlıkla Microsoft Multimap‘e geçtim.
Multimap’teki düzen, çalışanların bilgi birikimi ve İngiliz abilerimizin sevecenliği ile biraz daha Front-End Web Development’ta ilerlememle beraber 6 ay sonunda Microsoft, Multimap ofisini kapatma kararı aldı. Bu hoş olmayan kararı Londra‘ya giderek kutladık Kaan’la tabii.. Ordan sonra da Soundklan’da 3 ay arayüz tasarımı üzerine çalıştım ama Multimap’teyken bile projelendirmeye başladığım Utopic Farm projemi hem krizi fırsat bilerek hem de Multimap’in yerini dolduramamdan ötürü erkene çekip, giriştim. Önce Haziran 2009′da Beşiktaş’ta sonra şimdiki yerimiz olan Galatasaray’da faal çalışmaya başlamış olduk.
Tabii bu süreçten sonra işin PR kısmına da vakit ayırabilmek için uykudan çok, seminerlerde (Riatalks, Bilgi Üni. Web 2.0 Semineri, Facebook Dev. Garage İstanbul) konuşmacı olarak ya da etkinliklere (Likemind, Likenight, Friendfeed etkinlikleri, UI etkinlikleri) katılarak geçen süreyi değerlendirmeye çalıştım. Diğer yandan da tiyatro yüzünden ara verdiğim Rotaract’a tekrar başlayarak bir sürü etkinlikte görevler üstlendim.
Evet bir bocalama süreci oluyor her girişimcinin yaşadığı gibi ama kadronun hem genç hem tecrübeli ve yeni mecraya çok hakim olmasından ötürü başarı için konan preslenmiş basamaklar olarak gördüm. Şimdi güzel işler yapmak için yanıp tutuşan bir kadronun parçası olmaktan da keyif alarak bu macerayı, hayat biçimim olarak özümsemiş durumdayım. İşin güzel yanı, kendi projelerimize, fantazilerimize vakit de yaratıp güzel işler çıkarıyoruz. Bunun ilk örneği Stil Yaşam oldu (3. versiyonu da projelendirdik, 2010 ilk çeyreğinde “live” olacak) , 2 yeni proje daha var; ve diğer yandan da duyuramasak bile güzel viral işlere imza atmış durumdayız. Yenileri de yolda..
Bunların haricinde bir yandan paralel evrenimde, her türlü sporu seven (futbol, basketbol, tenis öncelikli olmak üzere), hız için ilk maaşıyla kredi çekip c2 vts alıp üstüne modifiye yapan, counter-strike:source’da 2 saat ısındıktan sonra hileci damgası yiyen, en yeni teknolojik gadget’lar için gereksiz paralar döken biriyim..
Uzun lafın kısası, uyumayı sevmeyen, zamanı dolu ve nitelikli geçiren bir adamcağız olma gayretini gösteren, yaptığı işi de keyifli ve bilinçli(!) yapan bir adamım. Uyumayı sevmediğimden, sosyal ağlarda yaşarım;
Friendfeed’de ben..
Twitleyen ben..
Facebook profilim..
Biraz da “business“..
Azıcık da sanat..
